14 Haziran 2009 Pazar

Anafilya - Hasan Yıldırım

Uzun sürmemiş
bir gençliğin yorgunuyum
yüzmeyi bir türlü öğrenemedim
mutluluk havuzunda.

Sevdiğimden ayrı kalmanın
acısını çekiyorum hâlâ
kaybettikçe battım da
bana mısın demedim.

Adı konmamış özlemlerim vardı
gençliğim adına,
gökyüzünde sakladığım
bir aşkım.


Bazen eskiyen düşlerimi
hurdacıya satar,
zaman zaman da hurdacıdan
eski düşler alırım.

Bakmayın şen şakrak halime
başımı yastığa koyduğumda
içimde her akşam
bir çocuk ağlar.

Anneme bırakırım
acıyan yanlarımı,
yüreğimse aşkıma ayarlıdır,
körü körüne giderim.

Söndürülmekte gecikmiş
bir yangın gibiyim
hislerim canıma okurken
neden kolayca teslim olurum.

Gönüllü bir yolculuktan
el sallarım
İnsanlara.
El bebek gül bebek
büyümesem de
yaşanmış çilelerin
zorluğunu yaşıyorum elbet.

Aradığım sevgiyi bulamadım,
tam buldum derken
o da bir mazi oldu.
Aşk sağanağının altından
kaç kez ıslanmış
olarak çıktım,
çoktan bitmişti
gençliğimi kuşatan düşlerim.

Sayende azalıyordu yüreğimdeki hüzün
omuzlarımdan hiç inmedi
sorumluluk duygusu,
hayat aynasında
daha yeni görüyorum gerçek yüzümü.

Bazen eskiyen düşlerimi
hurdacıya satar,
zaman zaman da hurdacıdan
eski düşler alırım.

Hasan Yıldırım


Devamını Oku

03 Haziran 2009 Çarşamba

11. Sınıf Fantastik Edebiyat Sınavıyla Bitti

Eylül'ün sıcak günlerinde başlayan 11. sınıf macerası; Haziran'ın bir sıcak gününde fiilen son buldu. Bu güzel yılı bitiren Edebiyat sınavından bahsedeyim biraz...

Vatandaş; 40 soruluk test sınavı için 5 grup hazırlamış. (Ben diyorum ki şöyle 30 grup yapsın; kimse kopyaya yeltenemez böylelikle.) Sorular değişik miydi bilmiyorum; ama değişik değilse bile şıklarının yeri kesin değişiktir. Sınav saatini de kopya çektirmeyen öğretmene gelecek şekilde ayarlıyor kendisi.


Fantaziye devam ediyor vatandaş: Sınavın açıklama bölümüne de "Soruların ve şıkların üzerine hiçbir karalama yapmayınız; yapıp silmeyiniz. Karalanan sorular boş sayılacaktır. Yalnızca cevap kağıdına işaretleme yapınız." Tedbiri elden bırakmamak lazım; yalnız tedbirli davranırken öğrencinin soruyu çözmesine engel olduğunu unutmuş.

Bir daha ki test sınavını hazırlasın; üstüne de yazsın: "Soruların ve şıkların üzerine hiçbir karalama yapmayınız; yapıp silmeyiniz. Ha, ayrıca cevap kağıdına işaretleme yapılmayacaktır. Soruları aklınızda tutunuz; daha sonra sözlü sırasında cevapları istenecektir."

Artık 12 Haziran'ı, karne gününü bekliyorum. 15 Haziran'da dersanemde 15 günlük ÖSS programı başlıyor. Sonrasında iki aylık tatil var...

Konuların bir bölümünü; 8 aylık dönemin yoğunluğunu hafifletmek için tatilde bitireceğim.


Devamını Oku

02 Haziran 2009 Salı

Milli Edebiyat Dönemi Sunumu (PPT)

2008-2009 MEB müfredatına göre hazırladığım Milli Edebiyat Dönemi sunumunu paylaşıyorum. Sunumda, bu edebi döneme ait bütün ayrıntılar yer almakta.

Sunum neler ihtiva ediyor?

  • Milli Mücadele Dönemi Türk Edebiyatı
  • Milli Edebiyat dönemi sanatçıları:
    1. Ömer Seyfettin
    2. Ali Canip Yöntem
    3. Ziya Gökalp
    4. Mehmet Emin Yurdakul
    5. Yakup Kadri Karaosmanoğlu
    6. Halide Edip Adıvar
    7. Refik Halit Karay
    8. Beş Hececiler (Ayrı ayrı var.)
    9. Mehmet Fuat Köprülü
    10. Ahmet Hikmet Müftüoğlu
  • Milli Edebiyat Dönemi Bağımsız Sanatçıları
    1. Mehmet Akif Ersoy
    2. Yahya Kemal Beyatlı
  • Konuyu özetleyecek nitelikte 12 test sorusu
Milli Edebiyat Dönemi Sunumu (PPT) İndir


Devamını Oku

02 Nisan 2009 Perşembe

2009 Yerel Seçimler Türkiye Demokrasi Raporu

Bu seçimler sadece Belediye Başkanlığı, İl Genel Meclisi ve Muhtarlık seçimleri değildir. Aynı zamanda bu seçimler, Türk Demokrasi Tarihinin önemli bir sınavıdır. Katılım oranının yüksek olduğu seçimlerdir.

Mitinglerde ortam çok seviyesizdi. Vatandaş "Küfretsen daha iyi olurdu be!" dedi artık. Recep Tayyip Erdoğan bir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak mitinglerde adayları konuşturtmadı, kendinden fazla emindi. Yine kendinden geçti, gittiği yörenin türkülerini Bahçeli ve Baykal'a ağır eleştiri niteliğine iyi çevirmesini bildi; halkta mesajı sandıktan gönderdi tabi.



Baykal ve Bahçeli'nin tavırları ise iyi bir muhalefete örnek tavırlar değildi. Yapıcı eleştiriden uzak, sırf eleştirmek için eleştiren tavırlar..

Bu gergin ortamı dürüst bir insan hoşgörüye dönüştürdü. Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatı seçime birkaç gün kala çok ender görülen siyasi partilerin kucaklaşmasını; gerçek siyasetin, gerçek demokrasinin ne demek olduğunu bütün Türkiye'ye gösterdi. Siyasilerimizin arasındaki buzları eritirken, kendisi Göksun'da "Kapatmayın güneşimi, üşüyorum.." diyordu.

Siyasi partilerin adaylarına bir bakalım..

AKP'nin adayları, bir zamanlar beğenmediği, ihtiyar gördüğü şahıslara benziyordu. İş heyecanını yitirmiş olanlar özellikle mi seçildi acaba?

CHP'nin adayları, 80 yıldır "Şimdi değişim zamanı, Şimdi CHP zamanı" zihniyetindeydi, bu seçimlerde de aynı köhne değişim anlayışı devam etti.

MHP'nin adayları diğer partilere izafi en doğru seçilmiş adaylardı. İyi ve genç görünümlü, konuşmasını bilen adaylardı. Bu, seçimde MHP'ye artı puan kazandırdı elbet.

Seçim günü geldi, çattı.. Türk vatandaşı sabah 8'den akşam 5'e kadar genelde medeni bir biçimde oyunu kullandı. Birkaç yerde parti sempatizanları kavgalar çıkarttı. Maalesef insanlar öldü..

Saat beş buçuğu gösteriyor. Bütün kanallar YSK'dan gelecek "yasak kalktı" anonsunu bekliyor. Seçmenin heyecanı "Hangi parti kalelerini kaybetti? Hangi parti Güneydoğu'da beklenmedik bir zafere imza atıyor?" bantlarıyla geçiştirilmeye çalışıldı.

Nihayet yasaklar kalktı. Kanallar birbiriyle yarış içerisinde; ama Habertürk sunuş tarzıyla bir adım önde.

AKP beklenmedik hafif bir çöküş yaşıyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın haleti ruhiyyesi bütün vatandaşlar tarafından merak ediliyor.. :)

Henüz bir-iki saat geçti sayımların üzerinden. Kılıçdaroğlu açıklama yapıyor; kaybetme korkusundan mı acaba? Aynı biçimde bir açıklama Karayalçın'dan geldi. Elektiriklerin bazı bölgelerde gittiğini ve sandıkların korunamayacağından şüpheliler. Her sandık başında belki de birden fazla müşeahitlerinin olduğunu bile bile.

Tabi aynı zihniyetteki vatandaşlar, orada burada "Bu mu demokrasi? Elektirikler gitti, oylar sayılamıyor!" yazıyorlar. Anlaşılan tuttuğu adaylar onları iyi gaza getirmiş.. :)

Nihayet Recep Tayyip Erdoğan'dan beklenen açıklama geliyor. Az da olsa yine mağrur; fakat halktan mesajı aldığına dair bir açıklama bu..

Oylar sayılmaya devam ediyor, İstanbul, Ankara ve Adana'da ciddi çekişme yaşanıyor.

Yazarın uykusu geliyor ve yatıyor. :) Sabah kalkıyor bir bakıyor ki, İstanbul'da Topbaş 8 puanla, Ankara'da Gökçek 7 puanla önde. Adana'da ise henüz net değil.

AK Parti 45 ili, CHP 13 ili aldı görünüyor. İl genel meclisinde AKP %38.9 ile CHP %23.1 ile, MHP 16.1 ile, DTP ise 5.6 ile temsil edilecek.

Türk milleti sandıkta:

  • AKP'ye "şımarma!"
  • CHP'ye "yapıcı eleştir!"
  • MHP'ye "adayların iyi, kendini düzelt!" dedi.
AKP'nin oyları bütün muhalefet partilerine dağıldı. CHP'de İstanbul hariç pek bir değişiklik yok. MHP yükselişte. DTP, Güneydoğu Anadolu'da inşallah kötü emeller beslemiyordur. Kurtulmuş'un liderliğindeki SP, sistemin 5. partisi oldu ve büyük bir sıçrama yaşadı. Muhsin Yazıcıoğlu, Sivas'ı BBP'ye son hediyesi olarak verdi.


Devamını Oku

30 Mart 2009 Pazartesi

Üşüyorum - Muhsin Yazıcıoğlu

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum.
Muhsin Yazıcıoğlu

-


Üşüyoruz, biz de üşüyoruz
Dünya çok soğuk..

Kendi Sesinden İzleyin!


Devamını Oku